HÜDAYİ BÜLTENİ SAYI 9 – Arınma ve Dirilme Mevsimi Ramazan

0

Bülteni okumak için tıklayınız…

Başkan’dan…

Muhterem Hüdâyi Dostları,

Ramazan ayına “onbir ayın sultanı” denir. Bu ayda inen Kur’ân-ı Kerim’in, her Ramazan tekrar edilip zihinlerde diri tutulması ve oruç ibadetine ek olarak; Kur’ân’da adı geçen tek ayın “Ramazan” olması Ramazan’ı “sultan” kılar. Yine bu ay içindeki Kadir Gecesi’nin “bin aydan hayırlı” olması, bu aya has bir ibadet olarak Fıtır sadakasının verilmesi, yine bu aya özgü bir namaz olan Teravih’in kılınması, itikâf, zikir ve diğer güzellikler Ramazan’ı “sultan” kılar.

Oruç, ferde, ruha ve cemiyete pek çok kazandırdığı olan bir ibadettir. O, aynı zamanda sevabını ve karşılığını yalnızca Allah’ın “Ben vereceğim” dediği bir ibadettir. Müminler bu ibadetin, Kur’ân’ın indirildiği Ramazan ayında yerine getirilmesiyle kendilerini adeta manevi bir iklimde seyahat ediyormuş gibi hissederler. İşte bu manevi seyahatin en verimli bir şekilde değerlendirilmesi mümin için çok önemlidir. Çünkü Ramazan ayı içinde, Kadir gecesi gibi bin aydan hayırlı olduğu açık bir şekilde Kur’ân’da bildirilen bir gece bulunmaktadır. Ramazan ayında kazanç, bire bindir. Bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semerâtını kazandırabilir. Ramazan uhrevî hasılat için gayet verimli bir zemindir.

Ramazan ayı Rabbimizin bütün bereketleri, feyizleri, güzel ibadetleri kendisinde topladığı kutlu bir aydır. İslami hayatın bütün erdemleri adeta bir aya sıkıştırılıp yoğunlaştırılmıştır. Onbir ayını gafletle geçiren, yeterince değerlendiremeyen, görevlerini ihmal eden müminler için Ramazan yılda bir ay gelen bir fırsattır. Bu ayı değerlendirip hayatlarına yeni bir çeki düzen veren müminler; yeniden Ramazan öncesindeki hatalarına, eksiklerine, ihmallerine dönmezler, aksine yenilenmiş ve adeta yeniden dirilmiş olarak hayatlarına devam ederler. Ramazan’da sadece mide orucu değil, dil orucu, göz orucu, kalp orucu tutarak bütün bir hayatı ramazanlaştıran müminler bu ayda yaşadıkları güzellikleri diğer onbir aya da yayarak Rablerinin rızasına ve ebedi mutluluğa ulaşmayı umarlar.

Ramazan’da gök kapılarının açılması, şeytanların zincire vurulması, müminlerin yeni bir diriliş hamlesine girmelerini kolaylaştırır. Ebû Hureyre (r.a) Rasûlüllah’ın (a.s) şöyle dediğini nakleder: “Ramazan ayı girince göklerin kapısı (başka bir rivayette Cennetin kapıları) açılır, Cehennemin kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur.” (Buhari, Savm, 5)

Mü’minlerin bu ayda daha cömert olması, hayrî hizmetlerde bir yarış içerisinde olmaları, infak etmekte coşkulu davranmaları Resül-i Ekrem’in Ramazan ayında gösterdiği sahavetten ileri geldiği söylenebilir. Bu mübarek günlerde sağ elin verdiğini sol elin görmediği düsturunca hareket etmeliyiz. Ramazan ayının dışında da muhtaçlar hatırlanmalı, ihtiyaçları giderilmeli ve infak faaliyeti sürdürülmelidir, zira ihtiyaçlar süreklilik arz eder; insan her zaman yardım ve desteğe ihtiyaç duyabilir. İnsan hayatta olduğu müddetçe infak sürecek, zekât verilecek, teberru ve sadakalar devam edecektir.

Bu mübarek günlerin arefesinde Afrin zaferiyle mesrur olduk. Allah ordularımızı karada, denizde ve havada muvaffak ve muzaffer eylesin, muzafferiyetini daim eylesin. Bu mübarek günlerde kazanacağımız dereceleri bayramdan sonra kaybetmemeyi Cenab-ı Hak hepimize nasip etsin.

Hastalar, kimsesizler, garipler, fakirler, yetimler, muhacirler, mülteciler bize emanet. Onların duasını alabilmek, yüzlerini güldürebilmek, acılarına kardeş olabilmek hayatımızın en büyük kazançlarından biri olur. Bencilliğimizin, hiçbir şeyden zevk almayan hayat tarzımızın en büyük ilacıdır, bu insanların civarında dolaşmak. İnşallah bu anlamda da bir niyet düşer gönlümüze ve gönlümüzü âbad edecek salih ameller nasip olur.

Rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı Ramazan ayının arınmamıza, dirilmemize ve ebedi kurtuluşumuza vesile olması duamızdır.

Ahmed Hamdi TOPBAŞ
Yönetim Kurulu Başkanı

Bülteni okumak için tıklayınız…

Paylaş.